Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

Çare Sizsiniz | October 20, 2017

Scroll to top

Top

One Comment

Bölüm 41: Üçüncü Dalga Toplumu ve Ötesi

Bölüm 41: Üçüncü Dalga Toplumu ve Ötesi
Admin User
  • On Temmuz 18, 2017
  • http://caresizsiniz.org

Bölüm 41: Üçüncü Dalga Toplumu ve Ötesi

Çare Sizsiniz’de bu bölümde Y Kuşağından genç bir düşünür kardeşimiz Elektrik-Elektronik Mühendisi Abdullah Eyyüpkoca’yı ağırladık.

Alvin Toffler’ın Üçüncü Dalgası’ndan başladık Ivan Illich’ten çıktık. Abdullah kardeşimizin programın en son kısmındaki Sanayi Toplumunun 6 ilkesini özetleyen performansı alkışlanacak değerdeydi. Biz de öyle yaptık! :)




KAYNAKLAR

  1. Alvin Toffler, “Üçüncü Dalga” Kitaba buradan ulaşabilirsiniz.
  2. Alvin Toffler, “Future Shock”, Kitaba buradan ulaşabilirsiniz.
  3. Karl Polanyi, “Büyük Dönüşüm”, Kitaba buradan ulaşabilirsiniz.

 
ucuncu_dalga_kitap
18 TEMMUZ SALI GÜNÜ ÇARE SİZSİNİZ PROGRAM TASLAK ÖZETİ

(Sn. Abdullah Eyyüpkoca tarafından gönderilmiştir)

ÜÇÜNCÜ DALGA VE ÖTESİ

  • Kapitalist ve sosyalist ülkelerin ikisi de tipik endüstri ülkeleridir. İkisinin de temelinde endüstrinin 6 temel ilkesi vardır. Bu 6 temel ilkenin özeti ve bu ilkelerin BİLE nin tepede üretilmesi üzerindeki etkileri.
  • Endüstri uygarlığının üzerinde yükseldiği 2 politik, 2 ekonomik toplam 4 temel ilke: Güç dengesi sistemi, liberal devlet, döviz sistemi, piyasa ekonomisi. Piyasa ekonomisinin üzerinde yükseldiği 3 ilke: meta para, özgürlükçü emek piyasası, serbest ticaret. Bunların kısaca açıklanarak toplumsal kurumların neden endüstriyel bir görünüm kazandığının kısaca irdelenmesi.
  • Tarım uygarlığından sanayi uygarlığına geçiş: Yeni bir enerji+üretim+dağıtım sisteminin yeni bir teknosfer, sosyosfer ve enfosfer katmanı oluşturması. Teknosfer: Üretim ve dağıtım sistemi, teknolojik araç gereçler, üretim araçları. Sosyosfer: sosyal kurumlar, Fabrikasyon okul, çekirdek aile, şirketler. Enfosfer: Toplumun bilgi ve iletişim katmanı.
  • Kitlesellikten bireyselliğe geçiş.. Sanayi toplumlarının tipik özellikleri: Kitlesel iletişim, Kitlesel eğitim, Kitlesel ticaret, Kitlesel ulaşım araçları, Kitlesel üretim araçları, Fosil yakıtlar, Kurumsal bakım ve sağaltım, Çekirdek aile, Merkezi ulus devlet, Temsilci Hükümet.. Sanayi sonrası toplumlarının tipik özellikleri: Bireysellik, çokyasalılık, merkezilikten uzaklaşma, çeşitlilik, yenilenebilir enerji Kaynakları, dağıtık güç yapılanmaları, şenlikli üretim, herkese kendi yasasını yapabilme özgürlüğünün verilmesi..
  • HAKLARDAN ÖZGÜRLÜKLERE geçiş.. Konut hakkı ve barınma özgürlüğü. Eğitim hakkı ve öğrenme özgürlüğü. Ulaştırma hakkı ve hareket etme özgürlüğü. Basın yayın hakkı ve iletişim özgürlüğü.
  • STANDARTLAŞMAnın doğası gereği KITLIK yaratması. Standart dil, standart gramer, standart müfredat, standart üretim, standart para, standart ürünler..
  • Dilin standartlaştırılmasının bireyin algısı ve toplum üzerindeki etkileri.
  • Endüstriyel bir bireyin felsefesinin üzerine kurulduğu temel ilkelere genel bir eleştiri: Doğayla savaş, ilerleme fikri, doğal seleksiyon, nedensellik, atomik birey, doğrusal alan/zaman fikri, toplumsal evrim fikri.
  • BİLE nin tabanda üretilmesinin ne gibi yöntemleri olabilir. Geçiş aşamaları nasıl ve ne kadar sancılı olabilir. Sanayi ötesi yeni dünya özgürlükçü, çeşitlilik ve çokyasalılık ilkeleri üzerine kurulu, şenlikli üretimin yapılacağı bir bilgi toplumu mu olacak yoksa herkesin mutlak kurallarla yönetileceği distopik bir kabus dünyası mı olacak?
  • Piyasa toplumunun ölümü. Pazar ekonomisinin genişlemesi nereye kadar mümkün? Sanayi toplumları ölüyor mu? Modern kapital ekonomiye genel bir bakış. Adam Smith, Karl polanyi, ivan illich in ekonomiye özet bakışları nasıldı?
  • Sanayi toplumlarının genel görünümü: Politik, ekonomik, sosyolojik, psikolojik genel bir eleştirinin yapılması. Problemleri teşhis, çözüm önerileri.
  • Sonuç ve değerlendirme

Endüstri Çağının temelindeki 6 prensip:
ucuncu_dalga
 

1-STANDARTLAŞMA

 

Standart üretim
Standart ürünler
Standart para birimi
Standart fiyatlar
Standart dil
Standart kavramlar
Standart müfredat
Standart maaşlar
Standart ölçü birimleri

 

2-UZMANLAŞMA

 

İş bölümü ve standardizasyonun doğal sonucu.

Eğitim
Sağlık
Politika
Pazar
Her alanda..

 

3-SENKRONİZASYON (UYUMLANDIRMA)

Pahalı makineler boş duramazdı. Ve kendilerine göre bir ritimleri vardı. İnsanlarınsa her türlü fonksiyonları bu makine ritimlerine senkronize edildi.
Pazara bağlı sistemde zaman eşittir para olmaya başladı.

 

Aynı saate;
Kalk
Ye
Yolculuk yap
Çalış
Eve dön
Yatağa gir
Seviş
Uyu

 

4-ODAKLANMA

 

Enerjide belirli yerlerdeki fosil yakıtlara bağlılık. Üretim noktalarında odaklanma getirdi.

 

Üretimde odaklanma;
işçileri fabrikalara
Öğrencileri okullara
Suçluları cezaevlerine
Yoksulları aşevine
Akıl hastalarını tımarhanelere hapsetti.
Böylece enerji, iş, eğitim, sağlıkta odaklanma ile büyük hapishane çağı başladı. Eskiden yoksullar, deliler, suçlular toplum içerisinde kaynaşmış ve dağılmıştı.

 

5-AZAMİLEŞTİRME

 

BÜYÜME HASTALIĞI
MAKROFİLYA TAKINTISI
MEGALOMANİ
GELİŞME
NİCELİK OLARAK HER ALANDA GENİŞLEME İSTEĞİ
GSMH MAL VE HİZMETTE PİK YAPMA İSTEĞİDİR. ÇÜNKÜ BUNUN EKONOMİYİ DAHA SAĞLIKLI HALE GETİRECEĞİ DÜŞÜNÜLÜR. OYSA GSMH İÇERİSİNDE SADECE ÜRETİM DEĞİL YIKIM İŞLERİ DE VAR.

 

6-MERKEZİLEŞTİRME

 

Gücün, kumandanın ve yönetim bilgisinin merkezileştirilmesi.

Eski toplumlarda Güç merkezi ama toplum yapısı çok sade.

Endüstri toplumlarında toplum yapısı çok karmaşık. Güç yine merkezi ama farklı kurumsal yapılar arasında bölüşülmüş vaziyette. Politik güç, ekonomik güç, yargı gücü, yasama gücü bireyler, şirketler, hükümetler, diğer kurumlar arasında bölünmüş durumda. Yine de politik güç genelde merkezi hükümette.

 

Birinci dalga ekonomisi merkezilikten uzak. İkinci dalga ekonomisi iç içe geçmiş ulusal ekonomilerden oluşuyor. Bu ekonomik yapı arasında devasa ekonomik girişimler var. Bu gücü kumanda etmek için bazı yöntemler geliştirilmiştir.

Endüstri politik gücü daha da merkezileştirdi. Bu gücü kırmak için yasama, yürütme ve yargı kesin olarak ayrıldı
Yürütme, yasama ve yargıya göre daha çok merkeziyetçilik ister. Yetki ve irade gücü ağırlıklı olarak yürütmede.

 

DAĞINIK VE KİMİN ELINDE OLDUGU ANLASILAMAYAN BIR GÜÇ!

Merkezileşme ve Odaklanmanın olduğu yerde birleştiriciler ve güç teknisyenleri olur. Bilgi, iletişim, lojistik ve enerji tek bir elde kumanda edilir. Tepeden paketler halinde tüm ihtiyaçlar tüm topluma dayatılır.

 

Endsütri uygarlığının üzerinde yükseldiği 4 temel ilke:

1- Piyasa ekonomisi

2- Güç dengesi sistemi

3- Liberal devlet

4- Uluslararası altın atandardı (Şimdiki döviz sistemi)

Bunlardan ilk ikisi politik diğer ikisi ekonomik olgulardır.

 

1-Piyasa ekonomisi:

 

Serbest ticaret

Özgürlükçü emek piyasası

Karşılıksız meta para

Emek para toprağın meta tanımı bütünüyle hayalidir.

Tüccar satarken halkı ekonomik olarak sefalete uğratıyor. Üretim için gerekli faktörleri satın alırken kültürel dokuyu parçalıyor.

Eskiden tüccar hazır ürün alıp satardı ama şimdi o malı elde etmek için gerekli hammadde ve emeği satın almak zorundaydı. Yani tüccarın malı elde ediş şekli değişti. Bir kez tüccar üretim için emek ve hammadde talebinde bulunursa artık orada sosyal düzenin baştan aşağı değişmesi kaçınılmazdır. Böylece orada tüm toplumsal kurumlar endüstrileştirilir.

Karmaşık makinelerle üretim:

1- Pahalı oldukları için büyük miktarlarda mal üretimi ancak masrafları karşılayabilir

2- Üretilen malların satışının belirli ölçüde garantisini ister.

3- İlgili bütün üretim faktörlerinin satınalınabilirliğini gerektirir. Bu da kaçınılmaz olarak Emek, hammadde ve toprağa önce fiyat biçer ardından bunları metalaştırır.

Emek, toprak ve paranın meta olduğu önermesi tamemen hayalidir. ”Emek yalnızca yaşamın yanında yer alan bir insan faaliyetine verilen addır. Satılmak üzere değil bütünüyle değişik nedenlerle ortaya konur ve yaşamın diğer yönlerinden ayrılamaz, saklanması veya işletilmesi olanaksızdır; toprak yalnızca doğanın başka bir adıdır, insan tarafından üretilmemiştir; nihayet para, yalnızca satınalma gücünün kural olarak hiç bir zaman üretilmeyen, bankacılık sistemi ve devlet maliyesince düzenlenen bir simgesidir. Hiç biri satılmak üzere ürertilmez. Emek, toprak ve paranın meta tanımı bütünüyle hayaldir.”

 

2-Güç dengesi sistemi.

Eskiden ticaretler savaş eksenliydi. Endsütriyle birlikte ticaret barış eksenine oturtuldu. Bu İngiliz güç dengesi politikasında farklıdır. Büyük endüstriyel güçlerin pazardaki çıkarlarını ve ticaretlerini korumak için uyguladıkları barış politikasıdır.

 

3-Liberal devlet

Laissez faire-Laissez passer.

Bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler.

Devletin piyasayı serbest bırakması durumunda görünmex bir elin her şeyi yola sokacağı inancı. Oysa piyasayı gerçekten serbest bırakırsanız serbest piyasa ekonomisi oluşmaz. Liberal devlet bürokratik bir duvardır aslında. Gerçek anlamda liberal değildir. Herkese kendi yasasını yapma özgürlüğü tanımaz.

Meta yoğun üretim arttıkça devletin planlama, düzenleme ve kontrol faaliyetleri de artar. İdari yapılanma gittikçe karmaşık, uzmanlık gerektiren içinden çıkılmaz bir hal alır, öyle ki bu idari yapılanma önce politikayı felce uğratır sonra devleti merkezi bir güç olmaktan çıkarıp onu tek amacı piyasaya hizmet etmek olan bürokratik bir duvar haline getirir.

 

4-Uluslararası altın standardı

Napolyon savaşlarından 1929 buhranına kadar. İngiltere istisna olarak 1 .dünya savaşından sonra altın standardını terkediyor. 1925 de tekrar giriyor. 1931 de tekrar çıkıyor. İkinci dünya savaşında sonra Bretton Woods sistemine geçiş.

 

Bretton Woods sistemi 3 sac ayağı üzerine kurulu:

IMF: Ödeme sıkıntısı çekilen dönemler için acil rezervlerin oluşturulacağı yapı.

Dünya Bankası: Yeniden yapılanmalar için hükümetlere acil kredi sağlayacak yapı.

GATT: Serbest ticareti düzenlemek için tarife ticaretler genel anlaşması.

 

Teknosfer-sosyosfer-enfosfer

TEKNOSFER→Enerji sistemi+Üretim sistemi+Dağıtım Sistemi

uygarlık katmanları

1-teknosfer

2-sosyosfer

3-enfosfer

4-enerji

 

Uygarlık Teknosferi yani üretim düzeni SOSYOSFERİ şekillendirir.

İkinci Dalga SOSYOSFERİ

Çekirdek Aile

Fakbrikasyon tarzı kitlesel Eğitim

 

Aile ve diğer sosyal organizasyonlar Daima Uygarlık Teknosferinin gerektirdiği şekle bürünür

Üretim evden ve tarladan fabrikaya kayınca üretim ve dağıtım hareketli bireyler gerektirdi. Geniş aileler dağıldı. Eğitim ve Bakım kurumlara devredildi.

 

ENFOSFER

Her uygarlığın bilgi üretim ve dağıtımından sorumlu bir birimi vardır. Buna ENFOSFER denir.

 

Yeni teknoloji ve seri üretim, kitlesel iletişim ihtiyacı doğurdu.

 

Birinci dalga toplumlarda ekonomik faaliyetler için gereken enformasyon çok sade.

 

İkinci dalga toplumlarda üretim ve dağıtım ve diğer ekonomik faaliyetler için gereken enformasyon çok fazla. İkinci dalga toplumlarında farklı yerlerde devam eden üretimin senkronize ediilmesi gerekiyor, hammaddenin yanı sıra çok sayıda bilginin üretilmesi ve titiz bir şekilde dağıtılması gerekiyor.

 

Enfosfer→Enformasyon→Bilgi ve veri yayma ağı. Kitlesel iletişim araçları da fabrikasyon tarzda dizayn edilmiştir. Srandart ve seri bir şekilde üretilen kavramlar. Tüketicilere ulaşır.

 

Teknosfer→ Zenginliği üretir ve dağıtır.

Sosyosfer→ Birbirlerine bağlı binlerce organizasyonu sayesinde bireylere toplum içerisinde oynayacakları rolü dağıtır.

Enfosfer→ Bütün sistemin çalışması için gereken bilginin üretilip dağıtılmasını sağlar.

 

Tarımsal teknosfer:

Yenilenebilir enerji sistemi

Bireysel ve dağınık üretim sistemi

İlkel ulaşım sistemi

 

Endüstriyel teknosfer:

Yenilenemeyen Enerji sistemi

Kitlesel ve merkezi üretim sistemi

Moderm ulaşım sistemleri

 

Birinci Dalga toplumları

Yenilenebilir enerji kaynakları:

Insan, hayvan gücü, güneş, su, rüzgar, kesilen ağaçlar.

 

İkinci Dalga toplumları

Yenilenemeyen Enerji kaynakları:

Fosil yakıtlar: petrol, doğal gaz, kömür.

 

Tarım uygarlığından Endüstri uygarlığına geçiş→ Dağınık enerji kaynaklarından Odaklı enerji kaynaklarına geçiş.

 

Yeni bir enerji sistemine geçiş→ Daima Teknoloji alanında yeni bir atılım getirir.

 

Birinci dalga toplumlarının teknolojisi→ ilkel tarım aletleri, vinç, levye, kaldıraç, değirmen gibi insan ve hayvan gücünün verimliliğini artıran veya yenilenebilir enerji kaynaklarını birbirine dönüştüren aletler.

 

İkinci dalga toplumlarının teknolojisi→ Elektromekanik makineler, taşıma kayışları, Kablolar, göstergeler. Sadece kas gücünü artırmak için değil, insan duyuları kazandırılmış teknoloji, makine üreten makineler, doğurgan teknoloji, teknolojik rahim.

Kitlesellikten bireyselliğe geçiş..

Sanayi toplumlarının tipik özellikleri: Kitlesel iletişim, Kitlesel eğitim, Kitlesel ticaret, Kitlesel ulaşım araçları, Kitlesel üretim araçları, Fosil yakıtlar, Kurumsal bakım ve sağaltım, Çekirdek aile, Merkezi ulus devlet, Temsilci Hükümet.. Sanayi sonrası toplumlarının tipik özellikleri: Bireysellik, çokyasalılık, merkezilikten uzaklaşma, çeşitlilik, yenilenebilir enerji Kaynakları, dağıtık güç yapılanmaları, şenlikli üretim, herkese kendi yasasını yapabilme özgürlüğünün verilmesi..

 

Endüstri uygarlığında toplumsal denetimi 3 kurum sağlar:

 

Çekirdek Aile
Fabrikasyon Okul
Şirket

 

Not: Bu üç temel kurum da üretim düzeninin gereklerine göre kuruldu. Örneğin şirketler seri üretim tarzının gerektirdiği devasa yatırımlar ve riskler bireylerin ve ortaklık ilişkilerinin gücünü aştığı için kuruldu. Çekirdek aile bireylerin yani işçilerin en etkili şekilde hareket etmeleri ve üretimin gereklerini yerine getirmeleri için dizayn edildi. Fabrikasyon okul bireyleri montaj bantlarına aşina kılmak için kuruldu.

 

 

Herhangi bir birey yaşamının her bir aşamasında bu toplumsal denetim kurumlarından birinin elinde.

 

Bu kurumların dışında fabrikanın en etkili ve verimli üretim aracı olduğu düşünüldüğü için fabrika tarzı üretimin gereklerine göre kurulan diğer toplumsal kurumlar şunlardır:

 

Bakanlıklar
Spor kulüpleri
Kiliseler
Sendikalar
Meslek birlikleri
Ticaret odaları
Siyasi partiler
Eğlence grupları
Hastaneler
Okullar
Hapishaneler
Devlet bürokrasisi

 

Hepsinin temelinde aynı düzen ve planlılık var:

 

İş Dağılımı
Hiyerarşik Düzen
Bireyselliğin ve öznelliğin yok sayılması

 

Bu üç temel kurum ve binlerce yan organizasyonuyla endüstri sosyosferi endüstri teknosferinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere tasarlanmıştır.

 

Haberleşme araçları geliştikçe kitlesellikten uzaklaşıyor. Böylece kitleler kitlesel kavram ve imgelerden uzaklaşıyor. Gittikçe daha fazla birey kendi aralarında küçük bilgi parçacıkları halinde bilgi alış verişlerinde bulunuyorlar.

 

Bireyler birbiriyle ilgisiz, çelişkili parçalanmış imgeler bombardımanına tutuluyor. Eski imgeler birbiriyle ilgili bilgi parçacıklarının oluşturduğu fikir zincirlerinden oluşuyordu. Yeni imgeler kitlesel halde oluşturulmuş sınıflandırılmış ve etiketlenmiş imgeler paketlerine uymuyor. Bireyleri kendi imgelerini oluşturmaya zorluyor bu yeni çatışan bilgi parçacıkları. Çünkü birey artan çeşitlilik ile gerek yeni haberleşme araçlarından gerek roman ve kitaplardan sürekli farklı ve zıt bilgi akışlarına maruz kalıyor.

 

Hem kültür hem de kişilik kitlesellikten kurtuluyor. Yeni kavram ve metaforlar standart sınıflandırılmış kavramları parçalanmaya zorluyor. Robot birey ölmeye yol alıyor gibi. Bireyler daha zor yönetiliyor ve ikna ediliyor. Haberleşme araçları bilgi akışını hem yoğunlaştırıyor hem de kitlesellikten uzaklaştırıyor. Muazzam bir bilgi dolaşımı sağlıyorlar. Bilgi Toplumu meydana geliyor gibi.

 

 

Temsili hükümet, fabrikanın politik karşılığı; kolektif birleştirme kararlarının üretildiği fabrika!

 

Temsili hükümet yönetici seçkinlerin kontrolünü zayıflatamıyor. Aksine birleştirici güçlerin bir parçası haline gelmiş. Endüstriyel teknolojinin eşitsizlik yaratan bir parçası.

 
abdullah_gultekin
Modern ulus devlet=Birleşmiş politik sistem+Birleşmiş ekokomi

 

DİLİN STANDARDİZASYONU

İspanyol Nebrija, ilk Gramer Kitabını kraliçeye sunduğunda şöyle diyordu:

“Majesteleri Dil, öteden beri imparatorluğun en etkili kontrol silahıdır.”

Günümüzde Anadilde Eğitimin insanlara okuma yazma öğretmek ve matbaa kitaplarını basmak ve dağıtmak için şart olduğu söyleniyor. Ancak 15.yy da ilk kez ispanya’da ortaya çıkan Anadilde Eğitimin amacı bunun tam tersiydi. Yani ilk gramer kitabını çıkaran İspanyol Nebrija, insanların hükümet kontrolünden bağımsız bir OKUMA SALGININA tutulmasından rahatsızdı. İnsanlar, ellerinde ilkel matbaa makinesi denebilecek, seyyar kalıp makinesi bulunduruyorlardı ve konuşma dillerinde ve herhangi bir gramer kalıbına oturtulmamış dillerde kitaplar basıyor ve keyfi okumalar yapıyorlardı. Baskı Makinelerinden önce hükümet bir kitabı yasaklamak istediğinde elyazmalarına el koyabiliyordu çünkü elyazmaları sınırlı sayıdaydı. Ancak matbaa makinesıyla basılan ve binlerce sayıdaki kitaplara el koyamıyordu ve bundan müthiş rahatsızlık duyuyordu. Önce dili belli gramer kalıplarına oturttular. Sonra anadilde zorunlu eğitim yöntemiyle tüm halka hem konuşma hem yazılı dilde standart bir dil dayattılar ve matbaa makinelerini bu standart dile endekslediler ve matbaayı halkın kullanamayacağı şekilde tekelleştirdiler. Böylece halkı, dilleri bağlı proleterlara çevirdiler.

Kaynak: ABC Aklın Modernleşmesi/Barry Sanders, İvan İllich.